Arşiv

‘yürütme’ ile etiketlenmiş yazılar

GDO nedir ne değildir? Zararları ne?

06 Kasım 2009

GDO nedir ne değildir? Zararları ne?

 Domuz gribi aşısından sonra sağlık alanında şimdide bir GDO tartışmasıdır almış başını gidiyor. Bakanımız başka şeyler söylüyor; uzmanlar ise başka şeyler.  Peki ama nedir bu GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) ? Bu konuda Tarım İnsanlara zararları nelerdir? Hangi ürünlerde bulunuyor?

 Islak imzaydı, eve dönüştü, domuz gribiydi derken bir de bütün bu tartışmalar arasında GDO eksikti yaşamımızda; tarım ülkesi olan o güzelim Türkiye’mizde vatandaşımızın gündemine GDO da geldi yerleşti.

 Bakanlığın Meclis’e yasa tasarısı olarak sunmadan çıkardığı yönetmelik birçok kesimden uzmanı ayağa kaldırırken; bakan eleştirilere karşı yönetmeliği savundu.. ‘Biz bu ürünlerin ithalatını kontrol altına almak, engellemek için yönetmelik çıkardık‘ dedi. Peki sormak gerekmez mi sayın bakanımıza:

1-   Bir tarım ülkesi olan Türkiye’mize neden GDO’lu ürünlerin ithalini kontrol altına alıyoruz? Daha doğrusu neden bir tarım ülkesi olan ülkemize tarım ürünleri ithal ediyoruz üstelik birde GDO’lu olanlarını?

2-      Mademki GDO ile ilgili yasa ya da yürütmelik çıkacaksa neden ithalatını ya da üretimini yasaklamak adına değil de ithalatını kontrol altına almak adına çıkarılıyor?

 Peki GDO nedir?
Genleri bir canlıdan alıp başka bir canlıya nakletme işine ‘Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO)’ deniyor. Amaç sıcağa, soğuğa, böceklere ya da virüslere karşı dirençli yeni ‘tür’ler yaratmak. Kısacası açlığa çözüm. Çünkü GDO teknolojisiyle, çok daha fazla ürün elde edilmesi ve besin değerlerinin artırılması hedefleniyor.

Ancak genetiği değiştirilmiş gıdaların sağlığa zararları tüm dünyada tartışma konuları arasında en önemli yer tutuyor. Farklı gen türlerinin karıştırılması yoluyla elde edilen yeni organizmalar, GDO karşıtlarınca, ‘Frankeştayn gıda’ olarak tanımlanıyor.

GDO’lar üzerinde çok sayıda yöntem ve kimyasal madde kullanıldığı için daha çok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde denendiği iddia ediliyor. Kısaca GDO’ların deneme laboratuvarları fakir ülkeler…

Bağımsız araştırmalara göre GDO’lu ürünlerin zararları ise şöyle:

ANTİBİYOTİĞE DİRENCİ VE ALERJİYİ ARTIRIYOR

- GDO’lu tohumlar, antibiyotiklere karşı direnç, ağır alerji, uzun süreli hayvan deneylerinde organ hasarı, organlarda küçülme, kan biyokimyasında bozulma, kısırlık, ölü doğum oranında ciddi artış, gelecek nesillerde boy ve tartı eksikliği gibi olumsuzluklara yol açtığı ortaya çıkarıyor.

- Bitki hücresine yerleştirilen her gen bir protein üretiyor. Bu proteinler bugüne kadar insanın besin zincirinde yer almayan, her biri alerji yapabilecek potansiyele sahip kimyasal maddeler. Nitekim soya fasulyesine karşı alerjisi olmadığı halde ‘raundupR’ isimli herbiside dirençli soya fasulyesine alerjik olan insanlar vardır. Bu tür alerjilerle ilerde çok daha fazla karşılaşılacaktır.

- Bu yabancı genlerin sindirim sisteminde tümüyle metabolize edildiği iddia edilirdi. Gerek hayvan deneylerinde gerekse de insan çalışmalarında bu yabancı genlerin bazı fragmanlarının veya tümünün bozulmadan kalın bağırsağa kadar ulaşabildiği hatta kalın bağırsaktaki bakterilerin içine girip bakterilerin genetik yapısını değiştirdiği ve genin üretmekle yükümlü olduğu proteinin (toksin ya da herbisit direnci) üretildiği saptanmıştır.

FARELER ARTIK ÜREYEMİYOR ORGANLARI KÜÇÜLÜYOR 

- Her ne kadar GDO’ların insanlar üzerindeki etkileri henüz bilinmese de hayvanlar üzerindeki etkileri belirlendi. İskoçya Rowett Enstitüsü’nden Dr Arpad Pusztai’nin GDO patates ile beslediği farelerin tümünün iç organlarında küçülme, sindirim sistemlerinde bozukluk, bağışıklık sistemlerinde çökme, kan yapılarında bozulma ve mide çeperlerinde kalınlaşma görülmüştür.

- Avusturya Tarım ve Sağlık Bakanlığı’nın finansmanı ile Viyana Üniversitesinin geçen yıl yaptığı bir çalışmada ise GDO gıdalarla beslenen farelerin üç, dört nesil sonra büyük ölçüde üreme yeteneklerini kaybettikleri belirlenmiştir.

TÜRKİYE’DE ZATEN VAR, RAFLARDAKİ EN AZ 900 ÜRÜNDE MEVCUT

Avrupa Birliği ülkelerinin bir çoğunda yasaklanmış olan bu ürünleri, Türkiye’de insanlar farkında olmadan tüketiyor. Uzmanlar, şu anda raflarda yer alan en az 900 üründe, GDO’ların kullanıldığını söylerken, ODTÜ’de yapılan bir çalışma farklı illerden alınan 28 domatesten 22’sinin genetiğinin değiştirilmiş olduğunu gösteriyor.Türkiye’ye 2003 yılında toplam 1.818.131 ton mısır ABD ve Arjantin’den girdi. Yine 2003 yılında toplam 813.635 ton soya ABD ve Arjantin’den girdi. Arjantin ve ABD’de yetiştirilen mısır ve soyanın %70′den fazlasının transgenik olduğu bilinen bir gerçek. Oysa, Türkiye’ye transgenik ürünlerin ve tohumlarının girmesi yasak. Ancak rakamsal gerçekler, Türkiye’ye GDO’lu ürünlerin üstelik devlet eliyle sokulduğunu ortaya çıkarıyor. Türkiye, ithal edilen herhangi bir ürünün genleriyle oynanıp oynanmadığını gümrükte analiz edecek laboratuvarlara sahip değil.

 

ÖZELLİKLE SOYA, SUCUK, PİZZA GİBİ KIRMIZI ETLİ ÜRÜNLERDESoya ve mısırın kullanıldığı yerleri düşündüğümüzde herkesin GDO’lu ürünleri tükettiği aşikâr. Soya; soya yağı, sucuk, salam, sosis, köfte, pizza, hamburger gibi kırmızı etli ürünler ve et suyu tabletlerinde, soya etli kıyma, soya unu, fındık, fıstık ezmesi, süt tozu, kozmetik sanayiinde, hayvan yemlerinde, mısır ise; mısırdan elde edilen nişasta bazlı tatlandırıcılarda, mısır yağında, bebek mamalarında, hazır çorbalarda ve yine hayvan yeminde kullanılıyor.

 

Tüketici Hakları Derneği’nin isteği ile Ankara Tarım İl Müdürlüğü ve İsviçre’deki laboratuvarlarda yapılan analizlerde farklı  firmalara ait, mısır unu, soya etli kıyma, yemlik mısır, soya ve mısır karışımı tavuk yeminin GDO’lu olduğu belirlendi.

Popularity: 100%

  • Share/Bookmark

Manşet, Sağlık , , , , , ,